29 Mayıs 2012 Salı
Gökyüzüne Gömülmeyeceksin
''Derin uykudasın. Kendini çok ciddiye almaktan yorgunsun.''
Ruhunu okşamayan her şeye savaş açmanın altında yatan nedeni biliyorsun.
Ama kendine bile itiraf edemiyorsun.
Bir gün aşağılık kompleksinden öleceksin.
Gel gör ki... Gökyüzüne gömülmeyeceksin!
Sahi ne sanıyorsun kendini?
Güneş sistemi sırf senin için yaratılmadı.
Kitaplar sen birilerine bilgelik tasla diye yazılmadı.
Sanat, senin kendini başkalarından üstün hissetmen için değil.
En çok şuna şaşırıyorum; senin -için acıyor- bazen.
Nasıl olur diyorum, nasıl üzülebilir o?
Sonra anlıyorum ki üzüldüğün her şeyin altında da yine ''SEN'' varsın. İncinme korkun var.
Afkira'daki aç insanlar sırf sen kendini kötü hissetme diye doymalı.
Sokaktaki çocuk dilenci sırf senin vicdanın rahat etsin diye -o hayatı- yaşıyor olmamalı.
Ve sırf sen kendini iyi hisset diye birilerine ''seni seviyorum'' demelisin.
Ayrıca
-Sesim, sözüm altın benim.
Ey ahali! Ya beni dinleyin ve bana hak verin
ya da hayatımı terkedin-
nidaların varlığını kanıtlamana yardımcı olmuyor.
Hem anlaşılamamaktan bu kadar korkan hem de -öteki-ni anlamamak için ruhunda düzenli ordular kuran bir tezatsın.
İdrakında güçlük çektiğin şey şu ki:
Senin fıtratın kamu malı değil. Herkes senin ailende büyümedi.
Senin aldığın eğitimi almadı. Senin yaşadıklarını deneyimlemedi.
Haliyle hayata baktığınız pencerelerden de aynı manzarayı görmeniz
mümkün değil.
'Herkes benim için. Bana karşı hiçbir şey' cümlesini sloganın yaptığın sürece de insan olmayı hep bir meslek zannedeceksin.
Kendin gibi düşünmeyeni hor görüp -doğru bildiğimiz 100 yanlış- kitaplarını liste başı yaparken doğurduğun çelişki sana sancı vermiyor mu? Hadi bunu Bir düşün.
''En çok ben bilirim... En çok ben güzelim... En çok bana soracaksınız. '' Diyen bu hormonlu egonu organiğin gücü adına denize at.
Çünkü bencil olduğun günler seni görmezden geliyor. Farket! Kendi eksenin etrafında biraz sön...
Dünyanın güneşin etrafında da döndüğünü keşfet.
Burcu.
22 Mayıs 2012 Salı
ANGELICA
A kalbine dokundu Angelica yavaşça
İç-in-de yaşayan yabancıya yakın olmak için
karşısında antika bir ayna
vaktinden önce yaşlanmış bir kadın gördü
N kendine baktığında
boynuna dokundu Angelica yavaşça
G ve düğüm düğüm olmuş boğazına
gözyaşlarının tetiğiydi hıç -kırık-ları
adem elmasını hareket ettiren
bir aşağı bir yukarı
E
yanaklarına dokundu Angelica yavaşça
nemli teninde gezdirdi uzun parmaklarını
yıllarca yer etmişti yüreğinin kuytusuna
L ağır ağır dökülen gözyaşları
dudaklarına dokundu Angelica yavaşça
pişmanlıklarının titrettiği dudaklarına
I gülümsemek zaten yakışmazdı hiç
alışkındı ısırarak rengini kaçırmaya
saçlarına dokundu Angelica yavaşça
hiçbirşey kaybetmemişti güzelliğinden
C hatta çok daha çekiciydi hala
göbeğindeki sarmaşık dövmesinden
yıllarda yürümekten yorgun kadın
A sallandı sandalyesi özlemle yudumlarken
şarabını
kim bilir hangi bedenin ahını almıştı ?
YAVRU KUŞ-DİLİ
Karnında taşırken beni annem
kalp işlemiş
elbiselerimin sol tarafına
göbek bağından
kaç yıl geriye gidersem
tutarım çocukluğumun elinden
hiçbir kural yok nasılsa
''Geçilmez -diye
duran bir zamanın
arkasından ya da önünden
Ben
Kendi ağıyla kavrulmaya başladığından beri
yavru örümcekler
korkmuyorum
yatağımın altındaki perilerden
Ve kelimelerin en cesuru duruyor şimdi
annesi öldüğü gün büyümüş bir kuşun
dilinin ucunda
kuşlarında bir dili vardır : 'ATMA-CA'
İZMARİT
Bu gece bazı yıldızlar
gökyüzüne kuyruk sallıyor...
Beni
Son nefesini dudaklarında
veren bir sigara gibi
atıyorsun boşluğa
ağlıyor...
dondurması yere düşen
her çocuk buna
Adını çiğniyor kurallar aşk adına-
aç karnına
kaptanını deniz tutuyor gemilerin
gemiler batıyor hayata
bütün balıklar ilk aşkıdır birbirinin
yazık! hep bir son yaklaşmakta
Bırak git hadi
aşk tanrısı ol bir mitolojinin
ama kendini asla bağışlama !
1...3...5...
siyah bulutlar
çıplak ayakla toprağa basamadıkları
için gölgesidir
ağlamak üzere olan bütün karıncaların
gittiğin gün yüzüme
düşen yağmur damlaları
yuvasını kaybetmiş
bir karıncanın
buharlaşan gözyaşlarıydı
zaten ben
saklambaç oynayan bir çocuğun
yüksek sesle saydığı
'TEK' sayılarım
ve ne zaman mutlu çiftlere eklensem
biraz daha artıyor
yalnızlığım !
AYİN
gözlerin...
kendini yorgunluktan
yüzüme atmış
bakar kör
-müyorsun biliyorum
kalemim telaşlı
silgimde okşama hevesi
kalemim akmış
yaktım ucundan kelimeleri
mutfaktan gölgene
bi' koşu su getiriyorum
diyor ki gölgem gölgene:
mum ışığında ısınmaya çalışan
iki deviz seninle
ve toz yutuyor aşkımız
biz debelendikçe !
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)